Hatice Gelener Ilk Ogretim Okulu
Daha İyi Hizmet Alabilmeniz İçin Üye Olunuz...

Join the forum, it's quick and easy

Hatice Gelener Ilk Ogretim Okulu
Daha İyi Hizmet Alabilmeniz İçin Üye Olunuz...
Hatice Gelener Ilk Ogretim Okulu
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

Aşağa gitmek
Anonymous
Misafir
Misafir

vücudumuzdaki posta kodu sistemi Empty vücudumuzdaki posta kodu sistemi

C.tesi Ara. 20, 2008 8:40 pm
Mesaj: #1
vücudumuzdaki posta kodu sistemi

Bilindiği gibi proteinler yüzlerce amino asidin belirli bir plana göre birleşmesiyle senaaalenir. 10 ile 30 arasında amino asitten oluşan zincir şeklindeki özel bir bölüm de proteinin posta kodunu meydana getirir. Diğer bir ifadeyle zarfın üzerine yazılan posta kodu rakamlardan proteindeki posta kodu ise değişik amino asitlerden oluşur. Bu kod proteininin uçlarından birinde veya içinde yer alır. İşte bu sayede senaaalenen her yeni protein hücre içinde nereye ve nasıl gideceğine dair talimatları alır. Şimdi proteinin hücre içindeki yolculuğunu son derece gelişmiş bir mikroskop altında inceleyelim.
Proteindeki özel kod
Yeni senaaalenmiş bir proteinin örneğin hücrenini içinde endoplazmik retikulum bölümüne nasıl geçtiğine baktığımızda şunları görürüz: Öncelikle posta kodu SRP adı verilen moleküler bir parçacık tarafından okunur. Proteindeki özel kodu çözer ve onunla birleşerek adeta bir rehber gibi yol gösterir. SRP parçacığı ile protein daha sonra endoplazmik retikulum zarı üzerinde bulunan kendilerine özel bir reseptör ve protein geçiş kanalına kenetlenir. Reseptörün bu şekilde uyarılmasıyla birlikte de zardaki kanal açılır. Bu aşamada SRP parçacığı reseptörden ayrılır. Tüm bu işlemler kusursuz bir zamanlama ve uyum içinde gerçekleştirilir.
Bu noktada protein bir problemle daha karşı karşıyadır. Bilindiği gibi proteinler amino asit zincirlerinin kıvrılıp bükülerek üç boyutlu şekil almalarıyla oluşurlar. Bu durumda protein moleküllerinin endoplazmik retikulumun zarından geçmesi imkansızdır. Zira endoplazmik retikulum zarının üzerindeki geçiş kanalı 0.000000002 metre çapındadır. Ancak burada önceden tasarlanmış kusursuz bir planın varlığı karşımıza çıkar çünkü bu sorun daha üretim aşamasında çözülmüştür. Proteini üreten ribozom proteini kıvrılmamış bir zincir şeklinde üretir. Zincir yapı proteinin kanaldan geçebilmesine imkan sağlar. Geçiş işlemi tamamlandıktan sonra bir dahaki geçişe kadar kanal kapanır. Endoplazmik retikulum bölümüne giren proteindeki kod bölümünün görevi sona erer. Bu nedenle bu bölüm belirli enzimler tarafından proteinden ayrılır; bunun ardından protein bükülerek üç boyutlu son halini alır. Söz konusu durum mektubun alıcısına ulaştıktan sonra üzerinde posta kodu yazılı zarfın görevinin bitmesine benzer. Söz konusu enzimlerin proteinin üzerindeki yüzlerce bazen binlerce amino asitten hangisini kopartacaklarını bilmeleri ve bu şuurla hareket etmeleri de ayrı bir mucizedir. Çünkü kodu oluşturan amino asitler yerine proteini oluşturan amino asitlerden herhangi birini kopardıkları takdirde protein işe yaramaz hale gelecektir. Görüldüğü gibi her aşamada birçok parça kusursuz bir şuur ve sorumlulukla hareket etmektedir. Bu şuur ve sorumluluk hissinin bu küçücük moleküllere ait olamayacağı ise açık bir gerçektir.
Gerçek şu ki protein SRP parçacığı protein posta kodu ribozom reseptör protein geçiş kanalı enzimler organel zarı ve burada değinilmeyen diğer karmaşık işlemler sırasında görev alan moleküllerin tümü arasındaki işbirliği kusursuzdur. Tek başına hücredeki posta kodu sistemi bile muazzam bir yaratılış delilidir. İnsanlığın son 40 senedir kullandığı bir sistem milyarlarca insanın vücudunun derinliklerindeki trilyonlarca hücrenin içinde çalışır durumdadır. (Harun Yahya Linkleri Üyelerimiz Görebilir. UslanmaM Üyeliği İçin Tıklayın)
Kodlama sistemi
Howard Hughes Tıp Enstitüsü hücresel haberleşme alanındaki araştırmalarıyla tanınan merkezi bir kuruluştur. Enstitü Başkanı P.W. Choppin hücredeki kodlama sisteminin ortaya çıkarılmasının modern biyolojinin en önemli keşiflerinden biri olduğunu belirtmiş ve bir noktaya dikkat çekmiştir. Choppin'e göre proteindeki kodlama moleküler bir barkod gibi hizmet vermekte böylece hücre içi haberleşme ve ulaşımın bazı unsurları düzenlenmektedir.
Barkod sistemi aslında bize yabancı olmayan günlük hayatta sık sık karşılaştığımız bir uygulamadır. Bu sistem yan yana dizilmiş paralel diaaa çizgilerden oluşan kodlamanın bir lazer tarayıcı tarafından okunması esasına dayanır. Lazer tarayıcının bilgisayar ortamına aktardığı bilgiler karmaşık işlemleri kolaylıkla halletmemize olanak sağlar. Sonuç olarak barkod sistemi hayatımızı kolaylaştırmaya yönelik geliştirilen bir tasarım ürünüdür.
Bilinçli yaratılış
Şüphe yok ki barkod lazer tarayıcı ve bilgisayar özel tasarım ve programlama sonucunda geliştirilmiştir. Bu sistem sistemi oluşturan cihazlar ve bu cihazların aralarındaki uyumlu çalışma mühendislik planına dayanır. Akıl ve sağduyu sahibi hiç kimse bunun aksini iddia edemez. Kuran'da Yüce Allah bu gerçeği "Yoksa onlar hiçbir şey olmaksızın mı yaratıldılar? Yoksa yaratıcılar kendileri mi?" (Tur Suresi 35) ayetiyle vurgulamaktadır. Değil tek bir hücredeki bir milyar protein tek bir proteinin bile kendiliğinden veya tesadüfen oluşması ihtimali sıfırdır. Ve bu proteinlerin tesadüfen oluşmaları imkansız olduğu gibi aralarında tesadüfen kusursuz bir koordinasyon işbirliği ve uyum oluşması ve bu sayede koskoca bir bedenin yıllarca hayatta kalmasını sağlamaları çok daha imkansızdır.
Şüphesiz atomlardan moleküllere proteinlerden hücrelere kadar herşeyi sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah yaratmış ve hepsini hizmetimize vermiştir. O halde bizlere düşen Rabbimiz'in sınırsız lütuflarını derin derin düşünerek Allah'a gereği gibi şükretmektir.
Sayfa başına dön
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz